Published on Mayıs 31, 2008 yapan Muharrem Zeren
Bayramın kutlu olsun
Belki gelirim Ana
Dokunma çilem dolsun
Belki gelirim Ana
Demleyin kekik çayın
Benide unutmayın
Fazla umutlanmayın
Belki gelirim Ana
Hasret canıma yetti
Yıllar su gibi gitti
Eş dost burnuma tüttü
Belki gelirim Ana
Şahballı hasret yara
Kanar bağrımız yara
Yola bak ara ara
Belki gelirim Ana
Published on Mayıs 31, 2008 yapan Muharrem Zeren
Derman bulunmaz yaraya
O da yandı ben de yandım
Dağlar girince araya
O da yandı ben de yandım
Keremsen aslıyım dedi
Can bağımı hedefledi
Ben yandıkça yar üfledi
O da yandı ben de yandım
Şahballı�m neydim ne oldum
Yüze güleni dost bildim
Ne güldürdüm nede güldüm
O da yandı ben de yandım
Published on Mayıs 31, 2008 yapan Muharrem Zeren
Ekmekten aştan kesildim
Bir vefasız yar yüzünden
Dert defterine yazıldım
Bir vefasız yar yüzünden
Yar yüzünden ele döndün
Savurdular küle döndüm
Yıktılar gönül bendimi
Boz bulanık sele döndüm
Erenler nedir bu çare
Yar yoluna oldum pare
Yüreğimde binbir yare
Bir vefasız yar yüzünden
İnsan yaşar mı sevdasız
Olur mu dosta vefasız
Misali yanma faydasız
Bir vefasız yar yüzünden
Published on Mayıs 31, 2008 yapan Muharrem Zeren
Barış gelsin dağlara
Yollar birleşsin haydi
Geçmişten gelecege
Yıllar birleşin haydi yıllar birleşin
Bu memleket bizim can ocagımız
Hak’tan başka yoktur varacağımız
Çağımız insanı sevme çağıdır
Kollar birleşin haydi kollar birleşin
Dinli dinsiz insandır
Boş yere akan kandır
Bu kök bu agaçtandır
Dallar birleşin haydi dallar birleşin
Ağrı’nın gölgesi Tekidağ’ında
İzmir’in kuyusu Van bucağında
Bayram olsun bizim elin sağ’ında
Sol’lar birleşin haydi sol’lar birleşin
Karanlıklar dağılsın
Sabahlara varılsın
Birbirine sarılsın
Kollar birleşin haydi kollar birleşin
Mahzuni Şerif ‘im bizim memleket
Barış mübarektir barış hareket
İkilikten doğar bunca felaket
Yerde kanlar gördüm canlar birleşin
Published on Mayıs 31, 2008 yapan Muharrem Zeren
Selam saldım Ankara’ya gitmedi
Merhamet kıl birisinden duy götür
Amerika bizden kurban istemiş
Kes başımı ciğerimden pay götür
Ah güzelim incinmesin Çankaya
Bizi toptan götür yatır bankaya
Her şeyimiz helal Amerika’ya
Toptan götür bizi yatır bankaya
Terse döndü şu feleğin motoru
Yaman teper Avrupa’nın katır’ı
Kırılmasın kalbinizin hatırı
Bir milleti bir çuvala koy götür
Ah güzelim üzülmesin Çankaya
Bizi toptan götür yatır bankaya
Her hepimiz helaliz Amerika’ya
Toptan götür bizi yatır bankaya
Doğru giden tüm işleri sollarken
Açık açık vurguncuyu kollarken
Bizi toptan ahirete yollarken
Tıka basa ye de bizi doy götür
Ah canım bozulmasın Çankaya
Bizi toptan götür yatır bankaya
Biz tümümüz helaliz Amerika’ya
Toptan götür bizi yatır bankaya
Mahzuni bu yollar artık iradi
Bak kimin kazancı kime yaradı
Beş yıl evvel çiftliğinde türedi
Bin kat oldu tumanını soy götür
Ah güzelim üzülmesin Çankaya
Bizi toptan götür yatır bankaya
Helal olsun varlığımız Amerika’ya
Toptan bizi götür yatır bankaya
Published on Mayıs 31, 2008 yapan Muharrem Zeren
Gene bugün başım duman
Kara düzen vermez aman
El mi yaman bey mi yaman
Vah bu halim ne olacak
Dert başımda kucak kucak
Bu devran kime kalacak
Doğru söze gel de kandır
Gönlüm yara beynim sancır
Elim zincir dilim zincir
Vah bu halim ne olacak
Dert başımda kucak kucak
Bu dünya kime kalacak
Şu bizim dağlar ovalar
Başı karlı Binboğa’lar
Felek peşimden kovalar
Vay bu halim ne olacak
Dert başımda kucak kucak
Bu dünya kime kalacak
Mahzuni’yim başım darda
İnilerim orda burda
Ata binen Üsküdar’da
Vay bu halim ne olacak
Dert başımda kucak kucak
Bu dünya kime kalacak
Published on Mayıs 31, 2008 yapan Muharrem Zeren
Kar buz tümü eridi
Dağların suları akıştı
Mavi bulut yükseldi
Kayık gibi sallanır
Yel eserek geldi
Tıpkı tipiye benziyor
İnsanlar üşüyerek ürperiyor
Kara bulut kükreşir
Ay kopup halelendi
Ak bulut yücelendi
Üst üste kümelendi
Saçılıp suyu inleşir
Bulut inleyerek çıktı
Seller gürleyerek aktı
Bütün ulus buna şaştı
Bulut gürleyerek bağrışır
Bütün sular kabardı
Dağların başı belirdi
Bütün dünya ısındı
Binbir çiçek dizilir (açar)
Kulanlar (taylar) hep birlikte coştu
Geyikler bir araya geldi
Yayladan tarafa koşuştu
Sıra sıra zıplarlar
Dağlar tepeler yeşerdi
Kuru otlar çimleşti
Gölün suyu kabardı
Sığır(lar) boğa(lar) böğrüşür
Koçlar teke(ler) seçildi
Sağmal sürüler koşuldu
Sütlerin hepsi sağıldı
Oğlak(lar) kuzulara karışır
Şimşek çakarak parladı
Sisler dağılıp kalktı
Aygır(lar) kısrak(lar) kişnedi
Kısrak(lar) alıp bağrışır
Yılkı(lar) bahar gelince at olur
Otlayarak etlenir
Beyler semiz atlara binerler
Taylar sevinçten birbirini ısırır
Yağmur yağarak saçıldı
Türlü çiçekler açtı
(Böylece sanki) inci kapları açıldı
Onlara misk kokusu karışır
Seyrek görülen çiçekler yığınla ortaya çıktı
Tomurcuklar büküldü
Düğüm düğüm sarıldı
Açılarak birbirlerine sarmaştılar
Bin bir çiçek art arda dizildi
Tomurcuklar açıldı
Uzun uzun yatıp sıkıldı(lar)
Yerden kopup ayrışır(lar)
Kızıl sarı (çiçekler) dizildi
Mor yeşil (çiçekler) birbirine bakıştı
Birbirine sarmaştı
İnsan(lar) buna hayran olur
Published on Mayıs 31, 2008 yapan Muharrem Zeren
Alp Er Tuna öldü mü
Kötü dünya kaldı mı
Zaman (felek) öcünü aldı mı
Şimdi yürek yırtılır
Felek fırsat gözetti
Gizli tuzak uzattı
Beyler beyini şaşırttı
Kaçan nasıl kurtulur
Erler kurt gibi uludular
Bağrışıp yakalarını yırttılar
Islıklaşmış sesle ağıt yaktılar
Göz yaşlarla örtülür
Beyler atlarını yorarak geldiler
Kaygı onları durdurdu
Benizleri yüzleri sarardı
(Sanki) onlara safran sürülmüştür
Zaman bütün bütün bozuldu
Zayıflar tembeller güçlendi
Erdem yeniden azaldı
Acunun (dünyanın) beyi böylece yok olur
Felek günü davrandırır
İnsanın gücünü söndürür
Dünyayı erkeklerden boşaltır
Ne denli kaçsa da er ölür
Bilgeler bilginler yok oldu
Evrenin atı, gemi azıya aldı
Erdemin eti çürüdü
Yere değip sürtülür
Dünyanın geleneği böyle
Gerisi bütünüyle bahane
O gelip bir ok atsa
Dağların başı kertilir
(Alp Er Tuna’nın ölümü) gönlümü yaktı
(Sanki beni) yetmiş yaş yaşlandırdı
(Gönlüm o yiğidin yaşadığı) geçmiş günleri arıyor
Gece gündüz (o günler) aranıyor
Published on Mayıs 31, 2008 yapan Muharrem Zeren
Bu dünyada yaratılan tüm mahluklara
Şimdi bildim dirilik hemen olmaz imiş
Bu ölümün şerbetidir bu acı şerbet
İnsanlar içmeden ondan kanmaz imiş
Yola ayak koysan dostlar azık alıp
Ecel gelse fayda kılmaz sakal yolup
Bu dünyanın mallarını hasıl kılıp
Rüşvet versen Melekül mevt almaz imiş
Kervan eğer göçer olsa azık alır
Azıksızın yola giren yolda kalır
Kar ve zarar olduğunu o zaman bilir
Yükün yükleyip yola giren kalmaz imiş
Yükün yükleyip yola giren merdan olur
Kılavuzsuz bu yola giren hayran olur
Yol rehberi yolu gören kervan olur
Yol görmeden kervan ayak koymaz imiş
Ecel gelse fayda kılmaz sakal yolsan
Sağa sola canını parça parça versen
Dünya için azizi ömrünü feda kılsan
Melekül mevt gelse fırsat koymaz imiş
Bu dünyada padişahım diye göğüs geren
Hem önüne kürsü koyup hayme vuran
Nice yıllar haylu haşem çeri salan
Ecel gelse biri vefa kılmaz imiş
Binlercesine çeri yığan hanlar hani
Bu sözlerin her birisine mana kani
Vefası yok vefasızdır dünya tanı
Gafil insan görüp ibret almaz imiş
Bu dünyada yürük ata biniciler
Harp gününde mübarizlik kılıcılar
Elmas çelik kılıç kuşağı kuşananlar
Ecel gelse bey ve hanı koymaz imiş
Bende nice yaş yaşasa ölmesi var
Gören göze bir gün toprak dolası var
Bu dünyaya sefer kılanın gelmesi var
Ahirete sefer kılanlar gelmez imiş
Dirilikte din nevbetini iyi vur sen
Ahiretin esbabını burada kur sen
Hace Ahmet iman üzre tövbeli ol sen
İman ile varan kullar ölmez imiş
Published on Mayıs 31, 2008 yapan Muharrem Zeren
Rabb’im yadı ulu yaddır söyler olsam
Ballar gibi tatlı olur dilim benim
Kendim fakir ikrar ettim oldum hakir
Kanat çırpıp uçar kuş gibi gönlüm benim
Türlü ayşım türlü işim dertli başım
Eridi canım gitti aklım aktı yaşım
Günah ile tamamen doldu içim dışım
Niyazsızım açıversin yolumu benim
Gözüm düştü gönlüm uçtu Arş’a aştı
Ömrüm geçti nefsim kaçtı bahrım taştı
Kervan göçtü menzil aştı yorgun düştü
Sır ulaştı nasıl olacak halim benim
Suret burada siret orada kudretinde
Uzun gecede parlak günde gönlüm orada
Geçen gecede olup bende hepsi nerede
Sorsa orada günahkardır dilim benim
İçtim şarap oldum harap aslım turap
Görmeğe geldim yaş dolu gözüm gönlüm serap
Hak’tan hitap gelse kullar görmez azap
Pınar gibi akar gözden yaşım benim
Düşüm uzar burak tozar gitse pazar
Dünya pazar içine girip kullar azar
Başım bizar yaşım sızar kanım tozar
Adım Ahmed Türkistan’dır ilim benim
Published on Mayıs 31, 2008 yapan Muharrem Zeren
Uslanmadı benim benim divane gönlüm
Şaştım nere gidem gönül senin elinden
Kadir bilmezlere de kul ettin beni de
Şaştım nere gidem gönül senin elinden
Bir arı misali uçar uçar gezersin
Çiçeklerden bal şerbeti süzersin
Revamıdır beni beni böyle üzersin de
Şaştım nere gidem gönül senin elinden
Published on Mayıs 31, 2008 yapan Muharrem Zeren
Sen ademi hakir görme
Adem hürdür nurdur hoca
Bu dünyaya gelen herkes
Hak yanında birdir hoca
Kimde ne var kimse bilmez
Evvel ölen sonra ölmez
Aşikar etmeye gelmez
Bu konumuz sırdır hoca
Şu adamda neler saklı
Cahillerin ermez aklı
Sen mi haklı ben mi haklı
Elbet bilen vardır hoca
Senin aklın buna ermez
Gözün bakar ta ki görmez
Sözüm kulağına girmez
Çünkü kafan dardır hoca
Derviş Kemal der inanma
Adem bilme her adamı
Müslümanlık kolay amma
İnsan olmak zordur hoca
Published on Mayıs 31, 2008 yapan Muharrem Zeren
Ada sahillerinde bekliyorum
Her zaman yollarını gözlüyorum
Yarim seni seviyor istiyorum
Beni şad et Şadiye’m başın için
Her zaman sen yalancı ben kani
Her zaman orta yerde bir mani
Her zaman sen uzakta ben müştak
Her telakki de bir hayalin yar
Adalar’dan Moda’lara geçilir
Yar elinden zehir olsa içilir
Bu dünyada başa gelen çekilir
Beni şad et Şadiye’m başın için
Nerede o mis gibi leylaklar
Sararıp solmak üzre yapraklar
Bana mesken olunca topraklar
Beni yad et Şadiye’m başın için
Published on Mayıs 31, 2008 yapan Muharrem Zeren
Bir kıyıdan baktım dünyaya
Ellerimde tuz avucumda sedef
Bir mavilik bir açıklık
Özgürlük hasreti
Yüreğime vuruyor
Nerede nerede insanlar
Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey
0 üzüntü birden gelir
Yağmurlu havalarda
Yeniden kurarım dunyayı ben
Kederlerle
Kimseler aşık değil mi bu şehirde
Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey
Hava martılar ışıklı şehir
Sarhoş ediyor beni yosun kokusu
Hilesız kucaklamak istiyorum
Dünyayı şehri ve seni
Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey
Published on Mayıs 31, 2008 yapan Muharrem Zeren
Ağaçlar al giydi kuşlar dillendi
Açtı bahar çiçekleri Ada’nın
Toprak mevce geldi yer yeşillendi
Açtı bahar çiçekleri Ada’nın
Kuğul kuğul ötüşüyor kumrular
Çağlayıp akıyor bulanık sular
Meleşir koyunlar körpe kuzular
Açtı bahar çiçekleri Ada’nın
Adapazarı’na demişler Ada
Yar elinden yaralarım ziyade
Çiğdemleri dağda gülü ovada
Açtı bahar çiçekleri Ada’nın
Mektup yok sıladan dağlar kar mıdır
Akar gözüm yaşı bir pınar mıdır
Kuşlar eşin bulmuş ilkbahar mıdır
Açtı bahar çiçekleri Ada’nın
Veysel’de kalmadı hiç sabrı karar
Gün günden ediyom ömrümden zarar
Bizim ele selam söylen turnalar
Açtı bahar çiçekleri Ada’nın