Published on Mayıs 31, 2008 yapan Muharrem Zeren
Kavuşmak özgürlükse
Özgürdük ikimizde
Elleri çığlık çığlık
Yanyana iki dünya
İkimiz iki dağdan
İki hırçın su gibi
Akıp gelmiştik
Buluşmuştuk bir kavşakta
Unutmuştuk ayrılığı
Yok saymıştık özlemeyi
Şarkımıza dalmıştık
Mutluluk mavi çocuk
Oynardı bahçemizde
Acı çekmek özgürlükse
Özgürüz ikimizde
O yuvasız çalıkuşu
Bense kafeste kanarya
O dolaşmış daldan dala
Savurmuş yüreğini
Ben bölmüşüm yüreğimi
Başkaldıran dizelere
Aramakmış oysa sevmek
Özlemekmiş oysa sevmek
Bulup bulup yitirmekmiş
Düşsel bir oyuncağı
Yalanmış hepsi yalan
Sevmek diye birşey vardı
Sevmek diye birşey yokmuş
Acı çektim günlerce
Acı çektim susarak
Şu kısacık konutlukta
Deprem kargaşasında
Yaşadım birkaç bin yıl
Acılara tutunarak
Acı çekmek özgürlükse
Özgürüz ikimizde
Acılardan arta kalan
İşte bu bakışlarmış
Kuğu diye gözlerimde
Gün batımı bulutlarmış
Yalanmış hepsi yalan
Yalanmış hepsi yalan
Savrulup gitmek varmış
Ayrı yörüngelerde
Şiir: Hasan Hüseyin Korkmazgil
Published on Mayıs 31, 2008 yapan Muharrem Zeren
Açığım yok kapalım yok dünyada
Ne ise ahvalim sorsunlar beni
Bir kimseye vebalim yok dünyada
İster sevip ister kırsınlar beni
Dilim dönmez nedir gavur Müslüman
Duman ateş demek ateş de duman
Enelhak bağına girdiğim zaman
İster kesip ister yüzsünler beni
Allah kul yaratmış biri de benim
Kimden kaldı benim imanım dinim
Ne şeytan tanırım ne de peri cin
Konuşan insanim görsünler beni
Okudum Kuranı edep erkanı
Yaptığım secdenin kıblesi canlı
Gerdeksiz gecede bir delikanlı
Ölü bir geline versinler beni
Akarsu’yum boşa güldükten sonra
Azrail yok imiş öldükten sonra
Gönül tahtım harap olduktan sonra
Boş kuru hasıra sarsınlar beni
Published on Mayıs 31, 2008 yapan Muharrem Zeren
Aç artık dost kollarını
Gel ey dostum yavaş yavaş
Yol karanlık gözüm görmez
Gel ey dostum yavaş yavaş
Dardayım gel artık ulaş
Muhabbet yolunu dolaş
Sensin dost yarama ilaç
Gel ey dostum yavaş yavaş
Haydar’ı Şah senin adın
Bilirim sende muradım
Çok peygambere uğradım
Gel ey dostum yavaş yavaş
Artık bana aç kolları
Yağmur geçti yağar dolu
Boynumda gezer dost kolu
Gel ey dostum yavaş yavaş
Sanadır bu sözüm sana
Artık al ulu divana
Kavruldum dost yana yana
Gel ey dostum yavaş yavaş
Pir Sultan başk’yol bilmez
Senin bu yolundan dönmez
Alev oldu gayrı sönmez
Gel ey dostum yavaş yavaş
Published on Mayıs 31, 2008 yapan Muharrem Zeren
Dün gece dün gece gördüm düşümde
Göçün çekmiş gider ili Zeyneb’in
İnci mercan gibi ufak dişinde
Tatlı tatlı söyler dili Zeyneb’in
Zeyneb pek küçüktür haldan bilmiyor
Ün eyledim hiç yanıma gelmiyor
Göz görüp de gönül karar kılmıyor
Aştı üstümüzden yolu Zeyneb’in
Yaz gelip de meyvaları yetmemiş
Şeyda bülbül konup figan etmemiş
Bahçasında mor menevşe bitmemiş
Açılmış goncası gülü Zeyneb’in
Sabah olur seher yeli estirir
Siyah zülfü mah yüzünden gezdirir
Zalım engel yari bize güstürür
Dolansın boynuma kolu Zeyneb’in
Bahar gelip seher yeli esdi mi
Zeyneb bizim ele kadem basdı mı
Acap bizden umudunu kesti mi
Karac’oğlan olsun kulu Zeyneb’in
Published on Mayıs 31, 2008 yapan Muharrem Zeren

Seher yeli dost köyüne varırsan
Sana diyeceğim var seher yeli
Gözlerimden akan kanlı yaşlara
Hele şu halime bak seher yeli
Sakın deli esme zülfün teline
Benden selam söyle o zalim yare
Yazdığım nameyi onun eline
Çağır bir tenhada ver seher yeli
Gülabi’yem daha sabrım kalmadı
Deli gönül Leylasını bulmadı
Bu dünyaya öyle güzel gelmedi
Bulunmaz emsali yok seher yeli
Published on Mayıs 30, 2008 yapan Muharrem Zeren

Soru Kovanı, bir bilgi yarışmasıdır. Yanlış cevap vermeniz dahilinde bile yarışmaya devam edebiliyorsunuz. Ayrıca sorular zorluk derecesine göre sınıflandırılmamış kısacası farklı bir bilgi yarışması tarzı ortaya konmuş. Toplam 10 etap dahilinde 55 bölüm bulunuyor. Her biri birbirinden zevkli…
Soru kovanını iki şekilde bitirebilirsiniz: Bütün soruları doğru cevaplayarak. İkincisi ise bütün bölümleri tamamlayarak. Doğru cevapladığınız sorular tekrar sorulmaz. Yanlış sorular ise tekrar karşınıza geliyor.
Buradan
Published on Mayıs 30, 2008 yapan Muharrem Zeren
Bir Güzelin Âşığıyım Erenler
Onun İçin Taşa Tutar El Beni
Gündüz Hayalimde Gece Düşümde
Kumdan Kuma Savuruyor Yel Beni
Reyhanini Devşir Devşir Dest’eyle
Ben Deliyim Öğüt Verip Pest Eyle
Düşmanımı El Yanında Dost Eyle
Bir Gececik Mihman Eyle Al Beni
Ak Gül Olsam Al Yanağa Sokulsam
Gül Âb Olsam Ak Yüzüne Saçılsam
Kölen Olsam Pazarlarda Satılsam
Kölem Deyü Ak Sinene Sar Beni
Pîr Sultan Abdal’ım Gamzeli Oldur
Hezaren Sinemde Yaralar Çoktur
Benim Senden Özge Sevdiğim Yoktur
İnanmazsan Ol Allah’a Sor Beni
Published on Mayıs 30, 2008 yapan Muharrem Zeren
Bilmem Şu Feleğin Bende Nesi Var
Her Gittiğim Yerde Yar İster Benden
Sanki Benim Mor Sümbüllü Bağım Var
Zemheri Ayında (Canım) Gül İster Benden.
Yoruldum Da Yol Üstüne Oturdum
Güzeller Başıma Toplansın Diye
Gittim Padişahtan Ferman Getirdim
Herkes Sevdiğine (Canım) Kavuşsun Diye.
Evlerinin Önü Zeytin Ağacı
Dökülmüş Yaprağı Kalmış Ağacı
Eğer Senin Gönlün Bende Yok İse
Sen Bana Kardeş De (Canım) Ben Sana Bacı
Türkünün Yöresi: Orta Anadolu
Türkünün Kaynağı & Mahlası: Muzaffer Sarısözen
Published on Mayıs 30, 2008 yapan Muharrem Zeren
Çayır çimen geze geze
Oldum ben bir geveze
Kızına meyil verdim
Darılma hanım teyze
Pencereden kuş uçtu
Yandı yürek tutuştu
Yanma yüreğim yanma
Ayrılık bize düştü
Simidimin tablası
Geldi düğün haftası
Gelin olacam diye
Nedir bunun tafrası
Isparta Yöresi
Published on Mayıs 30, 2008 yapan Muharrem Zeren
Yürü bire yalan dünya
Senden murad alınır mı
Pek dolukmuş humar gözler
Buna çare bulunur mu
Hem okudum hemi yazdım
Yalan dünya senden bezdim
Dağlar kovuğunda gezdim
Yiten yavru bulunur mu
Bahçelerde biter nergis
Ben ağlarım gece gündüz
Seher vaktı doğan yıldız
Yiten yavru bulunur mu
Karac’oğlan ağlar gülmez
Halin nedir diyen olmaz
Giden yavru geri gelmez
Yiten yavru bulunur mu
Published on Mayıs 30, 2008 yapan Muharrem Zeren
Bir (y)igit gurbete çıksa
Gör başına neler gelir
Silasi fikrine düser
Yas gözüne dolar gelir
Kalemnen çekilmis kaslar
Gözümden akittim yaslar
Yuvasin terk eden kuslar
Yuvam diyer döner gelir
Emrah diyer servi boyun
Hürü melem midir soyun
Sürüden ayrilan koyun
Kuzum diyer meler gelir
Published on Mayıs 30, 2008 yapan Muharrem Zeren
Seherde ugradim ben bir güzele
Dedim sarhos musun söyledi yoh yoh
Ag elleri bogum bogum kinali
Dedim bayram midir söyledi yoh yoh
Dedim ala nedin dedi gözümdür
Dedim seker nedir dedi sözümdür
Dedim alma nedir dedi (y)üzümdür
Dedim öpeyim mi söyledi yoh yoh
Dedim Inci nedir dedi disimdir
Dedim kalem nedir dedi kasimdir
Dedim onbes nedir dedi yasimdir
Dedim daha var mi söyledi yoh yoh
Dedim ölüm nedir dedi aynimda
Dedim zulum nedir dedi boynumda
Dedim turunç nedIr dedi koynumda
Dedim ver agzima söyledi yoh yoh
Dedim sirma nedir dedi telimdir
Dedim Ince nedir dedi belimdir
Dedim Emrah nedir dedi kulumdur
Dedim satar misan söyledi yoh yoh
Published on Mayıs 30, 2008 yapan Muharrem Zeren
Gene bahar oldu, açıldı güller
Bülbül-ü şeydalar bağlarda gezer.
Bir saçı Leylâ�ya meyil verenler
Elbet Mecnun olur, dağlarda gezer.
Ne sönmez ateştir aşkın ateşi
Gittikçe artırır serde savaşı
Yâr senin aşkından çeşmimin yaşı
Bahar seli gibi çağlar da gezer.
Emrah tek tıfıldan bağrı yanıklar
Bezm-i muhabbete kalbi sadıklar
Maşukundan cüda düşen âşıklar
Ruz-ü şeb ah eder ağlar da gezer.
Published on Mayıs 30, 2008 yapan Muharrem Zeren
Tutam yâr elinden tutam
Çıkam dağlara dağlara
Olam bir yaralı bülbül
İnem bağlara bağlara
Birin bilir birin bilmez
Bu dünya kimseye kalmaz
Yâr ismini desem olmaz
Düşer dillere dillere.
Emrah eder bu günümdür
Arşa çıkan tütünümdür
Yâra gidecek günümdür
Düşem yollara yollara.
Published on Mayıs 30, 2008 yapan Muharrem Zeren
Gönül gurbet ele çıkma
Ya gelinir ya gelinmez
Her dilbere meyil verme
Ya sevilir ya sevilmez.
Yöğrüktür bizim atımız
Yardan atlattı zatımız
Gurbet ilde kıymatımız
Ya bilinir ya bilinmez.
Bahçemizde nar ağacı
Kimi tatlı kimi acı
Gönüldeki dert ilacı
Ya bulunur ya bulunmaz.
Deryalarda olur bahri
Doldur ver içem zehri
Sunam gurbet elin kahrı
Ya çekilir ya çekilmez.
Emrah der ki düştüm dile
Bülbül figan eder güle
Güzel sevmek bir sarp kale
Ya alınır ya alınmaz.