Nesimi Çimen

Nesimi Çimen (d. 1931 - ö. 2 Temmuz 1993), Alevi Bektaşi halk ozanı.

1931 yılında Adana’nın Saimbeyli ilçesinde doğdu. Daha sonra tüm ailesiyle birlikte Kayseri’nin Sarız ilçesine yerleşti ve bir köy ağasının yanında maraba olarak çalışmaya başladı. Ağanın kızı Dilber’e aşık olunca, birlikte Kayseri’den kaçıp Elbistan’ın Sevdili Köyü’ne yerleştiler.[1] Anadolu Aleviliği’nin yoğun yaşandığı bu bölgede uzun süre kaldıktan sonra İstanbul’a taşındı. İşçi olarak Almanya’ya gitmek için çabaladı, fakat nefes darlığı olduğu için başaramadı ve ailesiyle beraber Osmaniye’nin Kadirli ilçesine göç etti. Bu dönemde yazar Yaşar Kemal ile tanıştı ve onun da yardımıyla bir fabrikada işe başladı.[1] Greve çıkan işçilerin başına geçince işten altıldı ve ailesinin geçimini sağlamak için ozanlığa başladı. 1967 yılında Tunceli’de sergilenen bir Pir Sultan Abdal oyununda oynayan ve deyişler söyleyen Nesimi, salonda olay çıkınca gözaltına alındı ve bıyığının yarısı tek tek yolunmuş bir vaziyette serbest bırakıldı.[1] Ailesiyle birlikte Zeytinburnu’nda bir gecekonduya yerleşti. Evinde konaklayanlar arasında Yaşar Kemal, Atıf Yılmaz, İlhan Selçuk, Behice Boran, Mehmet Ali Aybar, Harun Karadeniz, Yılmaz Güney, Mahzuni Şerif, İhsani, Emekçi ve Ali Özgentürk gibi isimler vardı.

Küçük yaşta türkü derlemeleri yapan Nesimi, topladığı folklor değerlerini radyo arşivlerine kazandırdı. Hatayi, Pir Sultan Abdal ve diğer usta ozanların nefeslerini söyleyerek kendisini tanıttı. Nefeslerini, türkülerini bağlama ile değil, göğsünde taşıdığı cura eşliğinde söyledi ve cura çalmada ün kazandı. Kendi yazdığı deyişlerini de okuyup söylemiştir.

2 Temmuz 1993 günü Sivas’ta, Madımak Oteli’nin yakıldığı ve 37 kişinin öldürüldüğü katliamda hayatını kaybetti. Cenazesi İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

Ekini seyrek bu sene

Karşıki Tarlanın Ekini Seyrek
Yorulmuş Nazlı Yar Yardıma Gidek
Dedimki Sevdiğim Benim Olursan
Dediki Sevdiğim Barabar Gidek

Başına Bağlamış Oyalı Yazma
Yazmanın Etrafı Gülünen Dizme
Mevlayı Seversen Elinen Gezme
Elinen Gezersen Ar Gelir Bana

Yüce Dağ Başında Bir Kuru Dikme
Dikmenin Dibine Karanfil Ekme
Mevlayı Seversen Hışmınan Bakma
Hışmınan Bakarsan Zor Gelir Bana

Ali Kızıltuğ

1944 yılında Sivas ili Divriği ilçesi Mursal köyünde dünyaya geldi. 1958 yılında bağlama çalmaya başladı. Bağlamaya ilişkin temel bilgileri köyünde bulunan Abbas ustadan öğrendi. İlk yıllarda başka aşıkların eserlerini ve yöresel türküleri seslendirdi.

1969 yılında ilk plağı olan “Asrı gurbet harab etmiş köyümü” çıktı. Bugüne kadar 103 plak ve 87 kaseti yayınlandı. 2160 eseri bulunmakta ve bunların 550 tanesi başka sanatçılar tarafından seslendirildi.

1969 dan bu yana sadece kendi eserlerini seslendiriyor. Eserlerini hazırlarken genellikle
önce şiir olarak yazıp sonra onları besteliyor. Ancak doğaçlamada çalıp söylüyor, 1971 yılında İstanbul Tepebaşında yapılan ve tüm ozanların katıldığı bir atışma yarışmasında birinci seçildi.

Geçim sıkıntısı nedeniyle göç etmek zorunda kalır ve 1973 de Ankaraya yerleşti.

Aşık Veysel ve Aşık Mahzuni onu en çok etkileyen aşıklardır.

Uzun sap bağlama çalıyor ve bağlamasını hüseyni düzenine akort ediyor.

“Baykuşlara kalan köy” ve “Sorma efendim” adında iki kitabı yayımlandı ve diğer eserlerini de 10 cilt kitap halinde yayınlamayı düşünmektedir.

Memur emeklisi ve 4 çocuk babası olan Ali Kızıltuğ halen Ankara’da ikamet etmekte ve kendisini şöyle özetliyor: “Ne yarimden vazgeçtim, ne sazımdan vazgeçtim, ne de vatanımdan vazgeçtim. Nasıl Mursal’dan geldiysem, o nazlım, sefil, tertemiz bir köylü çocuğu isem şimdide aynıyım…”.

Şekip Şahadoğru

1932 yılında Çorum’un merkeze bağlı Evci Ortakışla köyünde doğdu. Babası Aşık Hasan’dır. Annesi Sultan’dır. Savurgan Oğulları namıyla yörede söylenirler.

8 yaşında iken babası tarafından saz dersi almaya başlamıştır. Aşık Hasan ancak Şekip in saz çalıp aşık olacağı için ona sazı öğretmiştir. İlkokulu köyünde bitirdikten sonra öğrenimini sürdüremedi. 1970 yılına dek köyde çiftçilikle uğraştı. Bu arada saz çalmayı öğrendi. Saz eşliğinde deyişler söylemeye başladı. Aynı yıl Çorum’a yerleşti. Burada şiirini geliştirecek bir ortam buldu. Kimi aşık şölenlerine katıldı.

Aşık Şekip Şahadoğru birçok ünlü aşıklar ile gezmiş dolaşmıştır. 396 şiir, deyiş, övgü ve nazire gibi eseri vardır. Aşığın 3 kız 2 oğlu vardır. Atatürkçü görüşe sahip Aşık Şekip daima birlik ve beraberlik için şiirler yazmıştır. Kasetlerinde sesi yurdun her köşesinde dinlenmektedir. Radyo ve tv de programlar yapmıştır. Şekip Şahadoğru Temmuz 1998 de aramızdan ayrılır.

Hey arkadaş kimliğimi sorarsan

Hey arkadaş kimliğimi sorarsan
Ömür çilesini çekeniyim ben
Gidip başka yerde beni ararsan
Kalbinden kibiri sökeniyim ben

Giremedim gönüllerin köşküne
Canım kurban olsun özü pişkine
Gece gündüz gerçeklerin aşkına
Ağlayıp gözyaşı dökeniyim ben

Kamil olan belli olur sözünden
Leke olmaz yürüdüğü izinden
Aradım İpek’i buldum özünden
Hakikat şehrinin dükkanıyım ben

Gücenme ey sofu baba

Gücenme ey sofu baba
Biz aşığız kör değiliz
Ver bir selam al merhaba
İkiliğe yar değiliz

Hudey hudey hür aşkına
Yol verin gitsin şaşkına
Adaletsiz padişahın
Canavar girsin köşküne

Adem olan adem sever
Adalete boyun eğer
Kul hakkı dünyayı değer
Biz cana kıyar değiliz

Oooooo meyhaneci
Şarab’ın bugün çok acı
İnsanlar konar göçerler
Kimi hoca kimi hacı

Gider Kul Mahzuni gider
Gider dostu tavaf eder
Benim bildiğim bu kadar
Biz cahile uyar değiliz

Hudey hudey hür aşkına
Biz içeriz pir aşkına
Adaletsiz Hükümdarın
Ateşler düşsün köşküne

Oooooo meyhaneci
Bugün şarab’ın çok acı
İnsanlar kabe misali
Gelen derviş giden hacı

Şu dünyada üç adamın işi zor

Şu dünyada üç adamın işi zor
Biri korkak biri tembel biri mert
Benim yüreğime üç mesele kor
Biri hasret biri vuslat biri dert

Ağlayarak doğdu bunca gülenler
Dirilerek geldi bunca bunca ölenler
Üç ihtiyaç duydu hasta olanlar
Biri kaldır biri yatır biri ört

Bak neler halketmiş yaradan bize
Sınır koymuş gece ile gündüze
Üç eşya dünyada çok batar göze
Biri sıvı biri yumşak biri sert

Üç derdin geçilmez oldu önüne
Yalnız bugün kefil yarına düne
Ömür çıkar gider üç merdivene
Biri çocuk biri gençlik biri kart

Adem olan üç hal ile bilinir
Elden dilden belden mesul olunur
Her varlığın üç ciheti bulunur
Biri öndür biri yandır biri art

Üç kanaldan gelir benim kudretim
Doğru sözü söyler iken ifritim
Hayatımda üç mahluka nefretim
Biri aslan biri yılan biri kurt

Gökyüzünde üç ışık var dolaşır
Ay güneşten güneş aydan bölüşür
İnsan oğlu üç amaca çalışır
Biri servet biri kudret biri yurt

Nedir bilmem sevenlerin muradı
Acıdır tatlıdır dünyanın tadı
Yalnızca Mahzuni Şerif’in adı
Kim Türk der kimi gavur kimi kürt

Yüce dağbaşında bir kuş uçurdum

Yüce dağbaşında bir kuş uçurdum
Ana nenni nenni bir kuş uçurdum
Ben meylimi bir güzele düşürdüm
Dilber nenni nenni düşürdüm
Duydum nazlı yarim yad eller almış
Ana nenni nenni yad eller almış
Sağlam idim ben aklımı şaşırdım
(Vallah dostlar ben aklımı şaşırdım)
Dilber nenni nenni vallah şaşırdım

Yürü güzel yürü yolundan kalma
Ana nenni nenni yolundan kalma
Her yüze güleni dost olur sanma
Dilber nenni nenni dost olur sanma
Ölümden korkup da sen geri dönme
Ana nenni nenni sen geri dönme
Yiğidin alnına yazılan gelir
Dilber nenni nenni yazılan gelir

Ceylan bakışına kurban olduğum
Ceylan bakışına kurban olduğum
Sallanma karşımda öldürme beni
Ah gülüm gülüm yürüsene yavrum
Mecnun edip beni de düşürdün çöle
Kerem gibi burda da yandırma beni
Ah gülüm gülüm yürüsene yavrum

Bu kadar sallanma da öldürdün beni
Bu kadar sallanma da öldürdün beni
Ölürüm unutmam da sevdiğim seni
Ah gülüm gülüm yürüsene yavrum
Bırakın sallansın da nazlı gelini
Güzelin döndüğü de meydan öğünsün
Ah gülüm gülüm gülsene canım

Helkeler kolunda suya gidiyor

Helkeler kolunda suya gidiyor
Elleri kınalı bir güzel gelin
Senin derdin beni deli ediyor
Gözleri sürmeli bir güzel gelin

Basma fistan geymiş önü düğmeli
Gonuşması sallanması cilveli
İnanırım her halinden bilmeli
Senin yaprakların har güzel gelin

Şahin bakışlım

Ey şahin bakışlım bülbül avazlım
Bir eli kadehli bir eli sazlım
İşte ben gidiyom kal ahu gözlüm
Ne sen beni unut ne de ben seni

Yolda haramı çok engel arada
Ayırma sevdiğim demde sırada
Özüm gider ama gönlüm burada
Ne sen beni unut ne de ben seni

Hüseyin’im söyler gül benzim soluk
Serimize yazılmıştır ayrılık
Vallahi sevdiğim gönüller birlik
Ne sen beni unut ne de ben seni

Mihman olduk ceminize

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=bxeP0P7NKe4&e]

Hoşçakal kardeşim deniz

hoşçakal kardeşim deniz
biraz çakılından aldık
hoşçakal kardeşim deniz
biraz masmavi tuzundan
hoşçakal kardeşim deniz
sonsuzluğundan birazcık
hoşçakal kardeşim deniz
birazcıkta kederinden
hoşçakal kardeşim deniz
birşeyler anlattın bize
hoşçakal kardeşim deniz
denizliğin kaderinden
hoşçakal kardeşim deniz

biraz daha umutluyuz!
hoşçakal kardeşim deniz
biraz daha adam olduk
hoşçakal kardeşim deniz
iste geldik gidiyoruz
hoşçakal kardeşim deniz

Hoş geldin Bebek

Senin yolunu gözlüyor
Kuş palazı,boğmaca,karaçiçek,sıtma,yürek farkı,kanser filan
işsizlik açlık falan..

Hoşgeldin bebek yaşama sırası sende
Senin yolunu gözlüyor
Tren kazası,uçak kazası,iş kazası,yer depremi,kuraklık filan
karasevda karasevda karasevda ayyaşlık falan…

Hoşgeldin bebek yaşama sırası sende
Senin yolunu gözlüyor
Hapishane kapısı polis copu filan
Senin yolunu gözlüyor
sosyalizm falan…

Hoşgeldin bebek yaşama sırası sende

Sebebini bileydim

Suçum neyse cezamı ver çekeyim
Bir ömür de yollarında öleyim
Katip olda ben boynumu bükeyim
Kaldır aramızdan bu dargınlığı
Bileyim bileyim sebebini bileyim
Hakim olda, savcı olda
Ben cezamı çekeyim

Bir dağ olsan konuşurdun benimle
Bir taş olsan acıtırdın canımı
Yeter al başımı akıt kanımı
Kaldır aramızdan bu dargınlığı

Neylersin

Kapılar tutulmuş neylersin
Neylersin, içerde kalmışız
Yollar kesilmiş şehir yenilmiş neylersin
Açlıktır başlamış neylersin
Elde silah kalmamış neylersin
Karanlık bastırmış
Sevişmezsin de neylersin