KATEGORİLER

 

Fıkralar Kategorisi

Amerika da küçük bir kasabada tenha bir pub.. Hayli çarpıcı bir sarışın bara doğru yaklaşır ve barmene doğru eğilir.. Barmen hemen karşılık verir, o da eğilir barın üzerinden sarışına doğru.. Sarışının hareketleri de, sesi de iç gıcıklayıcıdır.. Elini uzatır, parmaklarını barmenin sakallarının içine sokarken konuşur;
- Buranın yöneticisi senmisin? .
Sarışın, barmenin yüzünü iki eli ile okşarken adam yanıt verir;
- Pek sayılmam .
Kadın ellerini barmenin sakallarından saçlarına kaydırırken gene kısık sesle fısıldar;
- Bana yöneticiyi çağırabilirmisin hemen, ona söyleyeceklerim var .
Adamın nefesi kesilir;
- Şu anda çağırmama imkan yok .
Tahrik olduğu artık iyice anlaşılmaktadır..
- Bana söyleyin, ben yardım edebilirim belki .
- Tabii edebilirsin der, sarışın iyice kısıklaştırdığı sesi ile; Bu sırada parmaklarını barmenin ağzına uzatmış, adamın onları emmesine de izin vermiştir..
- Tabii yardım edebilirsin hayatım Ona de ki, bayanlar tuvaletinde, tuvalet kağıdı kalmamış!

Eklenme Tarihi : 8 Aralık 2007 23:31 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 1,850 kez okundu | Kategori : Fıkralar

Adamın biri çok lüks bir restorana girmiş yemeğini ısmarlamış gelmesini beklerken bir bakmış yan masada sarışın, iri göğüslü uzun bacaklı bir fıstık bir süre ağzı 5 karış açık vaziyette baktıktan sonra dayanamamış garsonu çağırmış;
- Yan masadaki şu nefis yaratığı görüyomusun ona en pahalı şarabınızdan ısmarlamak istiyorum .
Böylece garson restorandaki en pahalı şaraptan 1 şişeyi bizim fıstığa götürmüş kadın bir şişeye bakmış bir adama bakmış ve çantasından bir kağıt çıkarıp bişiler yazmış, adama götürmesi için garsona vermiş.
Garson kağıdı adama vermiş adam bir bakmış ki şöyle yazıyor;
- Bayım, eğer garajınızda son model bir BMW, banka hesabınızda 10 milyon ve bacaklarınızın arasında da 20 cm lik bir şeyiniz varsa gönderdiğiniz şişeyi zevkle kabul ederim .
Adam bunları okuduktan sonra bir an durmuş, o da bir kağıt çıkarıp bişiler karalamış ve garsona vermiş;
- bayana götür bunu demiş garson notu götürmüş sarışın afet kağıdı açmış ve aynen şöyle yazıyor;
- Sadece bilmeni istedim benim garajımda bir Ferrari Testarosa, bir BMW 850iL ve bir de Mercedes 560SEL var, banka hesabımda ise tam 30 milyon dolar var ama senin gibi muhteşem bir kadın için bile 3 cm. kestirmeye hiç niyetim yok onun için şişeyi geri gönder…

Eklenme Tarihi : 8 Aralık 2007 18:16 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 113 kez okundu | Kategori : Fıkralar

Günün birinde şair bir padişaha ilham gelir ve başlar yazmaya;
-”Çıktım ağaca yedim hamını mamını,….?
-”Çıktım ağaca yedim hamını mamını,….?
Gerisi bir türlü gelmez.
Padişah geceleri uyku uyuyamaz olur şiirini tamamlayamamıştır bir türlü.
En sonunda ülkesinin bütün şairlerini sarayında toplatır ama yine nafile onlarda bu mısranın devamını getiremez.
Artık en son sıra Nam-ı Kemal´e gelir ve padişah başlar.
-Hadi Nam-ı Kemal getir şunun devamını da ne istersen vereyim sana!
-Buyrun Padişahım…
-Çıktım ağaca yedım hamını mamını…
Nam-ı Kemal hemen devam eder;
-”Düşersen aşaği görürsün ananın *mını…”

Eklenme Tarihi : 6 Aralık 2007 20:59 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 114 kez okundu | Kategori : Fıkralar

Bir mühendis ölmüş ve büyük bir yalnışlık sonucunda cehenneme atılmış. Cehennemin konforundan hoşnut kalmayan mühendis bir takım
iyileştirmeler yapmaya başlamış. Kısa bir süre sonra cehennem, klimalı odaları, otomatik tuvaletleri, asansörleri, içecek otomatları ve diğer lüksleri ile bayağı rahat bir yer haline gelmiş. Bu arada mühendisin de iyice tanınıp sevildiğini söylemeye gerek yok.
Derken, günün birinde Cennet Meleği, şeytanı aramış:
-”Selam, cehennemde işler nasıl gidiyor? Neler yapıyorsunuz?”
Şeytan, memnun mesut gülümsemiş:
-”Ohoo.. Biz burada çok iyiyiz. Bir mühendis düştü buraya ki sorma gitsin. İnanılmaz lüks ve konforlu bir yer yaptı bizim orayı. Bir görsen, tuvaletlerimiz otomatik, kola makinemiz bile var.”
Melek şaşırır:
-”Nee! Mühendis mi dedin? O adamin burada olmasi lazimdi. Çabuk onu buraya gönderin!”
Seytan: “Mümkünü yok! Kadromda bir mühendisin olmasindan çok memnunum ve onu burada tutacagim!” diye çıkışmış.
Cennet Melegi sinirle bağırmış:
“Onu çabuk buraya gönder, yoksa seni dava ederim!”
Şeytan katıla katıla gülerken şunları söylemiş:
“Yok yaa! Nasıl yapacaksın bunu? Bütün avukatlar bizim tarafta!”…

Eklenme Tarihi : 6 Aralık 2007 20:26 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 120 kez okundu | Kategori : Fıkralar

İki Alman Karl ve Hans, Türk lerin neden bu kadar rakıya düşkün olduklarını ve içerken ne hissettiklerini merak etmektedirler.
Konuyu araştırmak için İstanbul a gelirler. Bir meyhane seçerek içeri girerler. Acemice etrafa bakındıktan sonra bir masaya oturarak yan masadakilerin söylediklerinin aynısını sipariş edip başlarlar mezeler eşliğinde içmeye. İlk kadehler bittikten sonra Hans Karl a sorar;
-Ne hissediyorsun?…
-Daha bir şey anlamadım. Devam edelim.
İkinci kadehten sonra Karl Hans a;
-Nasıl gidiyor. Değişiklik var mı?
-Hiç bir şey yok. Devam edelim.
Mezeler eşliğinde bir iki kadeh daha içildikten sonra Hans tekrar sorar;
-Ne hissediyorsun?
Karl ağırlaşan göz kapaklarını ağır ağır açarak;
-Sittir et şimdi ne hissettiğimi Hans ne olacak bu Almanya nın hali..

Eklenme Tarihi : 6 Aralık 2007 19:54 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 119 kez okundu | Kategori : Fıkralar

Soguk savasin en cafcafli yillaridir.Birgün Amerikalilar Ruslarin yeni bir silahi Sibirya da test ettiklerini haber alir vederhal en iyi ajanlarini siki bir egitime alirlar.Bu ajan kisa sürede Rus yemesini Rus gibi içmesini kisacasi gerçek bir Rus gibi davranmasini ögrenir ve derhal görevine baslar.
Sibirya da bir köye yerlesir.Birgün bir dügüne katilir.Ortama hemen ayak uydurur. Kendi kendine farkedilmedigne sevinirken bir ihtiyar adam yanina yanasir:
Yoldas sen iyisin hossun ama Amerika lisin der.
Ajan sasirir ama bozuntuya vermek istemez ve:
-Saçmalama yoldas nerden çikardin der.
Yasli adam da
-ben okuma yazma bilmem, fazla gezmisligim de yoktur ama hiç zenci rus görmedim

Eklenme Tarihi : 6 Aralık 2007 18:46 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 170 kez okundu | Kategori : Fıkralar

Cok soguk bir kis gunu padisah, tebdil i kiyafet gezmeye karar vermis.Yanina basvezirini alip yola cikmis. Bir dere kenarinda calisan yasli bir adam gormusler.. Adam elindeki derileri suya sokup, doverek tabakliyormus.Padisah, ihtiyari selamlamis:

” Selamunaleykum ey pir i fani…”

” Aleykumselam ey serdar i cihan…”

Padisah sormus:

” Altilarda ne yaptin ?”

” Altiya alti katmayinca, otuz ikiye yetmiyor…”

Padisah gene sormus:

” Geceleri kalkmadin mi ?”

” Kalktik…Lakin, ellere yaradi…”

Padisah gulmus:

” Bir kaz gondersem yolar misin ?”

” Hem de ciyaklatmadan…”

Padisahla basvezir adamin yanindan ayrilip yola koyulmuslar. Padisah basvezire donmus:

” Ne konustugumuzu anladin mi ?”

” Hayir padisahim…”

Padisah sinirlenmis. ” Bu aksama kadar ne konustugumuzu anlamazsan kelleni alirim.”

Korkuya kapilan basvezir, padisahi saraya biraktiktan sonra telasla dere kenarina donmus. Bakmis adam hala orada calisiyor..

” Ne konustunuz siz padisahla…”

Adam, basveziri soyle bir suzmus:

” Kusura bakma. Bedava soyleyemem. Ver bir yuz altin soyleyeyim..”

Basvezir, yuz altin vermis.

” Sen padisahi, serdar i cihan, diye selamladin. Nereden anladin padisah oldugunu..”

” Ben dericiyim. Onun sirtindaki kurku padisahtan baskasi giyemezdi..”

Vezir kafasini kasimis.

” Peki, altilara alti katmayinca, otuz ikiye yetmiyor ne demek…” Adam, bu soruya cevap vermek icin de bir yuz altin daha almis.

“Padisah, alti aylik yaz doneminde calismadin mi ki, kis gunu calisiyorsun, diye sordu. Ben de, yalnizca alti ay yaz degil, alti ay da kis calismazsak, yemek bulamiyoruz dedim.”

Vezir bir soru daha sormus…

” Geceleri kalkmadin mi ne demek ?” Adam bir yuz altin daha almis.

” Cocuklarin yok mu diye sordu..Var, ama hepsi kiz. Evlendiler, baskasina yaradilar, dedim…”

Vezir gene kafasini sallamis.

” Bir de kaz gonderirsem dedi, o ne demek…” Adam gulmus:

” Onu da sen bul…”

Eklenme Tarihi : 6 Aralık 2007 00:46 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 123 kez okundu | Kategori : Fıkralar

Temelle İdris meyhaneye girdiler. Rakılar geldi…
Yarım saat sonra İdris sordu:
-Söyle pakayum, bir bir daha ne eder?
-İçi dedi, Temel.
İdris bıçağını çekip Temeli vurdu.

Karakolda komiser gürledi:
-Arkadaşını neden öldürdün?
İdris içini çekti:
- Çok şey pileydu!

Eklenme Tarihi : 2 Aralık 2007 05:00 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 189 kez okundu | Kategori : Fıkralar

Temel Istanbul da bir is yeri açar ve isler tikirinda gidince altina hemen
Mercedes marka bir araba çeker. O günlerde Trabzon dan annesi arar ve :
- Temel oglum, baban öldi. Hemen cel.
Temel arabaya atlar ve hemen yola koyulur. 6 saatte trabzona varir.
Neyse, babasinin cenazesini kaldirirlar, aksam annesinden izin ister ve isleri
yüzünden hemen Istanbul a dönmesi gerektigini söyler. Annesi onayladiktan
sonra Istanbul a telefon açip yaninda çalisanlara :
- Usaklarim, benceliyoryum beni karsulayun.
Usaklar bekler Temel gelmez. 1 gün geçer, Temel yok. 2 gün geçer Temel,
yok. 3 gün geçer Temel yok. 4 gün sonunda Temel gelir. Hemen sorarlar
- Patron 6 saatte gittin, 4 günde döndün. Çok merak ettik seni.
Temel bunun üzerine usaklaruna döner ve der ki :
- Ula usaklarum bu Almanlari anlamiyorum… Arabaya 5 tane ileri fites
koymuslar, sanki isin geri dönüsü yok gibi geri fitesten sadece 1 tanecik
koymuslar. O sebepten geç celdum

Eklenme Tarihi : 2 Aralık 2007 04:56 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 105 kez okundu | Kategori : Fıkralar

Şubat ayının soğuk günlerinde, ikisi de Amerika nın değişik bölgelerinde, ayrı ayrı iş gezilerinde olan
Dursun la karısı, Florida da buluşup yaz sıcaklarının yaşandığı bu bölgede, bir kaç gün geçirmeye karar verirler.
Eşi, Dursun dan önce gider Florida ya ve ertesi gün için Dursun a da yer ayırttıktan sonra,
ona bir e-posta gönderir. Fakat mesaj, adreste bir harfi yanlış yazdığı için,
Dursun yerine, bir gün önce karısı ölen Temel e gider. Yaşı da epeyce ilerlemiş bulunan Temel,
bilgisayar ekranında mesajı okuyunca, korkunç bir çığlık atar ve düşüp bayılır.
Zaten çok üzgün olan Temel in bu çığlığı üzerine ev halkı odaya dolar ve herkes yerde yatan Temel e yardım için koşuşturmaya başlar.
Temel, bir süre sonra kendine gelir ve niçin çığlık attığını soranlara, bilgisayar ekranını gösterir:
“Sevgili Kocacığım,
Bugün, buraya ulaşır ulaşmaz, önce yarın senin gelişinle ilgili tüm işlemleri tamamladım,
sonra da bana ayrılan yerime yerleştim. Burası gerçekten de dedikleri gibi çok sıcak…
Seni dört gözle bekliyorum…” (Karın)

Eklenme Tarihi : 5 Ekim 2007 14:35 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 103 kez okundu | Kategori : Fıkralar

Ateist ölür ve öteki tarafta tanri ile karsilasir…

Ateist- merhaba abi

Tanri- selam, tanidin mi?

A- Sey, hayir, yok… tanimiyorum

T- güzelim kasma artik, biz bizeyiz…

A- birden kötü oldum abi

T- bisey icer misin?

A- su var mi? abdest alicam da…

A- bana sizden bahsetmemislerdi…`

T- kitap bastik o kadar di mi ama?

A- abi walla seytana uydum…

T- Niye onun kitabı promosyonlu mu?

A- sen tanriymissin…

T- evet oyleyimdir…

A- eeoo sey… fakat Nietzche der ki…

T- gec onunla yuz yuze tartis istersen; sicak sicak…

A- Bi cigara yakiim; atesin var mi?

T- sagdan ikinci kapi…

A- ya aciklayabilirim….

Eklenme Tarihi : 5 Ekim 2007 00:58 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 69 kez okundu | Kategori : Fıkralar

Küçük Temel ilkokulda okurken bir sözlü sırasında öğretmeni sormuş :

- Söyle bakalım Temel, 1881 de ne oldu?

- Atatürk doğdu öğretmenim…

- Aferin oğlum, peki 1920 de ne oldu?

- Atatürk 39 yaşına bastı öğretmenim!..

Eklenme Tarihi : 2 Ekim 2007 21:56 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 69 kez okundu | Kategori : Fıkralar

Temel bara gitmiş. Geçmiş bir kenara oturmuş, biraz sonra bara bir adam girmiş ve siska uzun boylu bir adamın kafasının üzerine şişe koymuş, çekmiş silahı ateş etmiş şişe paramparça… Ateş eden adam elini kaldırmış;

- I am Pekosbill…

demiş ve çıkıp gitmiş. Daha sonra bara bir başka adam girmiş ve yine o sıska adamın kafasının üzerine konserve kutusu koymuş, çekmiş silahı ateş etmiş kutu paramparça… Ateş eden adam elini kaldırmış;

- I am Redkit…

demiş ve bardan çıkıp gitmiş…

Temel bunları seyrettikten sonra dayanamamış, eline bir elma almış ve o sıska adamın kafasının üzerine elmayı yerleştirmiş, çekmiş silahı ateş etmiş ve adamı tam anlının ortasından vurmuş… Elini kaldırıp;

- I am sorry…

demiş ve çıkıp gitmiş…

Eklenme Tarihi : 2 Ekim 2007 16:53 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 139 kez okundu | Kategori : Fıkralar

Albay, binbaşıya: -Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı görsünler.

Ben de orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi vereceğim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz. O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha götürürsün. Binbaşı, yüzbaşıya: -Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır. Yüzbaşı, teğmene: -Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir. Teğmen, başçavuşa: -Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kıyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay değildir. Basçavuş, askere: -Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim teçhizat ile hazır olun. Askerler kendi aralarında: -Yarın sabah bizim başçavus Albayı tutuklayacakmış.

Eklenme Tarihi : 6 Ağustos 2007 14:27 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 128 kez okundu | Kategori : Fıkralar

Taksinin yokusta frenleri patlamis, muthis bir hizla asagi iniyor. Kayseri li
müsteri bagirmis :

- Durdur su arabayi !..
Söför panik icinde haykirmis :
- Durduramiyorum!.. Frenler patladi…
Kayserili müsteri :
- O zaman taksimetreyi durdur hic degilse…

Eklenme Tarihi : 6 Ağustos 2007 14:12 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 201 kez okundu | Kategori : Fıkralar
Sayfa 1 - 212»