KATEGORİLER

 

Nazım Hikmet Ran Kategorisi

Dört nala gelip uzak Asya’dan
Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim

Bilekler kan içinde
Dişler kenetli
Ayaklar çıplak
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak
Bu cehennem, bu cennet bizim

Kapansın el kapıları
Bir daha açılmasın
Yok edin insanın insana kulluğunu
Bu davet bizim

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Bu hasret bizim

Eklenme Tarihi : 8 Haziran 2008 16:41 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 913 kez okundu | Kategori : Nazım Hikmet Ran

Kapıları çalan benim
Kapıları birer birer
Gözünüze görünemem
Göze görünmez ölümler

Hiroşima da öleli
Oluyor bir on yıl kadar
Yedi yaşında bir kızım

Saçlarım tutuştu önce
Gözlerim yandı kavruldu
Bir avuç kül oluverdim
Külüm havaya savruldu

Çalıyorum kapınızı
Teyze amca bir imza ver
Çocuklar öldürülmesin
Şekerde yiyebilsinler

Eklenme Tarihi : 8 Haziran 2008 16:01 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 236 kez okundu | Kategori : Nazım Hikmet Ran

Yaşamak bu yangın yerinde
Her gün yeniden ölerek

Zalimin elinde tutsak
Cahile kurban olarak

Yalanla kirli havada
Güçlükle soluk alarak

Savunmak gerçeği, çoğu kez
Yalnızlığını bilerek

Korkağı, döneği, suskunu
Görüp de öfkeyle dolarak

Toplanıyor ölü arkadaşlar
Her biri bir yerden gelerek

Kiminin boynunda ilmeği
Kimi kanını silerek

Kucaklıyor beni Metin Altıok
“Aldırma” diyor gülerek

“Yaşamak görevdir bu yangın yerinde
Yaşamak, insan kalarak”

Eklenme Tarihi : 3 Haziran 2008 20:11 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 137 kez okundu | Kategori : Ataol Behramoğlu, Zülfü Livaneli

köylü kadınlar
fistanları güllü kadınlar

topraktan doğup da toprağı yoğurandıur onlar
veresiye canlarını doğurandır onlar

köylü kadınlar
fistanları güllü kadınlar

yüzleri güneştir onların yanık
ayakları topraktır onların yarık

doyulmadan güzelliğine
tarlalarda solandırlar

köylü kadınlar
fistanları güllü kadınlar

Eklenme Tarihi : 3 Haziran 2008 20:09 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 157 kez okundu | Kategori : Bülent Ecevit

Sevdiklerimin başında bir bilmediğim
Görmediğim özlemediğim özlediklerimin başında

Yurdum olmadan sıladayım
Kimsem ölmeden yasta
Yollarda gözlediğim ne
Mektuplarda beklediğim ne

Nereden sürmüşler beni buralar nere
buralar nere, buralar nere

Bir bildiğim olmalı, bilmez olmuşum
Bir derdim olmalı, gülmez olmuşum
Buralara konmuş göçmen olmuşum
Bir derdim olmalı, gülmez olmuşum

Şiir: Bülent Ecevit

Eklenme Tarihi : 3 Haziran 2008 20:08 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 122 kez okundu | Kategori : Bülent Ecevit

Terketmedi sevdan beni
Aç kaldım, susuz kaldım
Hayın, karanlıktı gece
Can garip, can suskun
Can paramparça
Ve ellerim, kelepçede
Tütünsüz uykusuz kaldım
Terketmedi sevdan beni

Eklenme Tarihi : 3 Haziran 2008 11:01 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 881 kez okundu | Kategori : Ahmed Arif

Çarpmış
Paramparça etmiş
Kara sütü kara sevdayla seni
Ve kara memelerinde dişlerin asi
Karadır upuzun yattığın gece
Felek ah ettirir boynun kıl ince
Cihanlar çocuklar kuşlar içinde
Sızlar bir yerlerin
Adsız ve kayıp
Sızlar usul usul dargın
Ve kan tadında bir konca
Damıtır kendini mısralarınca

De be aslan karam
De yiğit karam
Hangi kalemin yazısı
Zorlu yazısı
Belanda

Anadan doğma nişan mı
Sütlü barut damgası mı
Bir gece parçası mı kaburgandaki
Kız kakülü ne hal eylermiş teni
Ellerin deli hoyrat
Ellerin susuz yangın
Ellerin ooooy alarga

De be aslan karam
De yiğit karam
Hangi güzelin diş yeri
Mavi diş yeri
Sevdanda

Vurmuş
Demirlerin çapraz gölgesi
Alnın galip ve serin
Künyen çizileli kaç yıldız uçtu
Kaç ayva sarardı kaç kız sevişti
Gelmemiş kimselerin

De be aslan karam
De yiğit karam
Hangi zehirin meltemi
Saran meltemi
Hülyanda

Hakikatli dostun muydu
Can koyduğun ustan mıydı
Bir uyumaz hasmın mıydı
Ooooof de bunlar olsun muydu

De be aslan karam
De yiğit karam
Hangi kahpenin hançeri
Saklı hançeri
Yaranda

Eklenme Tarihi : 3 Haziran 2008 11:00 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 145 kez okundu | Kategori : Ahmed Arif

Biz dağlarda keklik idik
Şimdi bu çöplükte karga olduk
Bizimde boyumuzu aştı bu şehir
Yerlere serildik madara olduk

Demedim mi Haydar demedim mi sana
Bu İstanbul yutar adamı
Demedim mi Haydar demedim mi söyle
Bu şerefsiz geceler satar adamı

Biz umutlar yolcusuyduk
Rakı sofrasında bir meze olduk
Bizimde harcımız değildi sevmek
Yosmalar içinde kepaze olduk

Eklenme Tarihi : 2 Aralık 2007 10:07 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 1,033 kez okundu | Kategori : Yusuf Hayaloğlu

Şu dağlarda kar olsaydım
Bir asi rüzgar olsaydım
Arar bulur muydun beni
Sahipsiz mezar olsaydım

Şu yangında har olsaydım
Ağlayıp bizar olsaydım
Belki yaslanırdın bana
Mahpusta duvar olsaydım

Şu bozkırda han olsaydım
Yıkık perişan olsaydım
Yine sever miydin beni
Simsiyah duman olsaydım

Şu yarada kan olsaydım
Dökülüp ziyan olsaydım
Bu dünyada yerim yokmuş
Keşke bir yalan olsaydım

Eklenme Tarihi : 2 Aralık 2007 09:17 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 511 kez okundu | Kategori : Yusuf Hayaloğlu

Karlı Kayın Ormanında
Yürüyorum Geceleyin
Efkarlıyım Efkarlıyım
Elini Ver Nerde Elin

Memleket Mi Yıldızlar Mı
Gençliğim Mi Daha Uzak
Kayınların Arasında
Bir Pencere Sarı Sıcak

Ben Oradan Geçerken Biri
Amca Dese Gir içeri
Girip Yerden Selamlasam
Hane içindekileri

Yedi Tepeli Şehrimde
Bıraktım Gonca Gülümü
Ne Ölümden Korkmak Ayıp
Ne De Düşünmek Ölümü

Eklenme Tarihi : 23 Ağustos 2007 21:33 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 369 kez okundu | Kategori : Nazım Hikmet Ran

Hülya ile dönen dünya(m)
Dönmez oldu sen gideli
Gördüğüm o acı rüya(m)
Bitmez oldu sen gideli

Dünya yerinde durmaz oldu
O gülen gözlerim gülmez oldu
Bilmiyorum bana neler oldu
Sen burdan gittin gideli

Ağaçlar yeşermez oldu
Geceler karanlık bitmez oldu
Şu dertli yüreğim sevmez oldu
Sen burdan gittin gideli

Yanan yüreğim küle döndü
Göçmen kuşlar geri döndü
Kara kış bitti bahar geldi
Sen geri dönmez oldun

Eklenme Tarihi : 19 Ağustos 2007 12:15 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (1) yapıldı Toplam : 438 kez okundu | Kategori : Muharrem Zeren

Seviyorum seni
Ekmeği tuza banıp banıp yer gibi
Geceleyin ateşler içinde uyanarak
Ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi

Ne zaman seni düşünsemi
Bir ceylan su içmeye iner
Çayırları büyürken büyürken gördüm
Gülüm her sabah

Her akşam seninle
Yeşil bir zeytin tanesi
Bir parça mavi deniz
Alır beni

Seni düşündükçe
Gül dikiyorum ellerimin değdiği yere
Atlara su veriyorum daha bir seviyorum
Dağları gülüm

Eklenme Tarihi : 19 Ağustos 2007 12:03 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 561 kez okundu | Kategori : Nazım Hikmet Ran, Onur Akın

Eklenme Tarihi : 18 Ağustos 2007 19:45 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 397 kez okundu | Kategori : Yusuf Hayaloğlu

Neden hala gelmedi.. yoksa
Saati mi sasirdi bu hiyar?
Gerçi hiç saati olmadi ama en azindan
Birisine sorar..
Cebimde bir lira desen yok!.
Madara olduk meyhaneye
Ah essek kafam benim..
Nasil da güvendim bu hergeleye!.
Gelse baliga çikacaktik,
Ne çekersek kizartip birayla yutacaktik..
Kafamiz tam olunca sarkilar döktürüp
Enteresan hayallere dalacaktik..
Bu sandali geçen hafta denk getirip
Çalintidan düsürdük..
Arkadaslar israr etti,
Biz de, iyi olur, bize uyar diye düsündük..
Saat sekizde gelecekti,
Bana birkaç milyon borç verecekti..
Yoksa o nemrut karisi kaçti da
Onun pesinden mi gitti?
Eger öyleyse yandik,
Gudubet gene yapti yapacagini!.
Geçen senede merdivenden itip
Kirmisti Riza’nin bacagini..
Kadinda boy su kadar;
Kalça firildak, göz patlak, kafa çatlak!.
Korkuyorum, bir gün ya kendini asacak,
Ya horlarken Riza’yi bogacak..
Bak simdi acidim, ask olsun adama..
Ben olsam vallahi basedemem!.
Hele bes tane velet var ki boy boy,
Allah’tan düsmanima dilemem!.
Aslinda iyi çocuktur Riza, efendi huyludur,
Herkesin suyuna gider..
Yoksa, kaliba vursan hani,
Tek basina on tane adam eder!.
Bir keresinde, hiç unutmam
Üç-bes zibidi haraca dadandi;
Riza, sandalyeyi kaptigi gibi
Herifleri hastaneye kadar kovaladi!.
Ayni mahallede büyüdük, ayni kizlari sevdik,
Ayni kafadaydik..
Orta ikiden biraktik, matematik agir geliyordu,
Biz baska havadaydik..
Ayni gömlegi giyer, ayni sigaraya takilir,
Ayni takimi tutardik..
Fener’in her maçina iddialasip
Millete az mi yemek ismarlardik!.
Bir tek askerde ayrildik,
Bana Bornova düstü ona Gelibolu..
Döner dönmez evlendirdiler,
En büyük salakligi da bu oldu!.
Bense hiç düsünmedim, zaten param yoktu
Hep tek tabanca gezdim..
Benim begendigimi anam istemedi,
Onun gösterdigini ben sevmedim.
. Neyse, bunlar derin mevzu..
Anlasildi, bu herif artik gelmeyecek..
Ufaktan yol alayim
Anam evde yalniz, simdi merakindan ölecek!.
Gittim, vurup kafayi yattim,
Rüyamda gördüm gülümseyerek geldigini..
Ne bilirdim, yolda kamyon çarpip
Hastaneye kavusmadan can verdigini!
Vay be Riza!.
Sonunda sen de düsüp gittin azrailin pesine!
Dün bosuna günahini almisim,
Ne olur kizma bu kardesine…
Öglen kahvede söylediler, Riza öldü, dediler
Ne kolay söylediler!.
Sanki dev bir tas ocagini
Kökünden dinamitleyip üstüme devirdiler!.
Ah dostum.. o kocaman gövdene
O beyaz kefeni nasil kiyip giydirdiler?
O zalim tabutun tahtalarini
Senin üstüne nasil böyle çivilediler?
Yani sen simdi gittin, yani yoksun, yani
Bir daha olmayacak misin?
Yani bir daha borç vermeyecek,
Bir daha bira ismarlamayacak misin?
Peki, beni kim kizdiracak,
Kim zar tutacak, kim agzini sapirdatacak?
Peki, beni bu köhne dünyada
Senin anladigin kadar kim anlayacak?
Ulan Riza.. ne hayallerimiz vardi oysa,
Ne acayip seyler yapacaktik..
Totoyu bulunca dükkan açacak,
Adini Dostlar Meyhanesi koyacaktik
Talih yüzümüze gülecekti be,
Kariyi bosayip sifir mersedes alacaktik
Hafta sonu iki yavru kapip
Bogaz yolunda o biçim fiyaka atacaktik!.
Ah ulan Riza..
Bu mahallenin neresini begenmedin de öte yere tasindin?
Ara sira giciklasirdin ama inan ki,
Benim en kral arkadasimdin!..
Ah ulan Riza..
Ben simdi bu koca deryada tek basima ne halt ederim?
Senden ayrilacagimi sanma,
Birkaç güne kalmaz, bende gelirim!..

Eklenme Tarihi : 18 Ağustos 2007 19:41 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 489 kez okundu | Kategori : Türkü Sözleri, Yusuf Hayaloğlu

Oy Havar (Yangınlar)
Yangınlar, kahpe fakları, korku çığlıkları
Ve irin selleri aç yırtıcılar
Suyu zehir bıçaklar ortasındasın
Bir cana bir başa kalmışsın vay vay

Pasatsız duldasız üryan
Bir cana bir de başa

Seher vakti leylim leylim
Cellat nişangahlar aynasındasın

Oy sevmişem ben seni
Üsküdar’dan bu yana lo kimin yurdu
He canım, çiçek dağı kıtlık kıran
Gül açmaz çağla dökmez

Vurur çakmak taşı kayalarıyla
Küfrünü medetsiz Munzur

Sahmurat suyu kan akar
Ve ben şairim

Namus işçisiyim yani, yürek işçisi
Korkusuz pazarlıksız, kül elenmemiş
Ne salkım bir bakış, resmin çekeyim
Ne kinsiz bir rüzgar, mısra dökeyim

Oy sevmişem ben seni !
Ve sen daha demincek

Yıllarda geçse demincek
Bıçaklanış dal gibi ayrı düştüğüm

Ömrümüm sebebi ustam, sevgilim
Yaram derine gitmiş
Fitil tutmaz bilirim
Ama hesap dağlarladır, umut dağlarla

Düşün uzay çağında bir ayağımız
Ham çarık kil çorapta olsa da biri

Düşün olasılık, atom fiziği
Ve bizi biz eden amansız sevda

Atıp bir kıyıya bir zamanı
Yarının çocukları gülleri için
Herbirinin ayva tüyü için çilleri icin
Koymuş postasını, görmüş restini

He canım, sen getir üstünü
Oy Havar, Muhammed İsa aşkına

Yattığım ranza aşkına
Deeey dagları un eder ferhadin gürzü

Benim de boş yanım hançer yalımı
Ve zulamda kan ter içinde ası
He desem koparacak dizginlerini
Yediveren gül kardeşi bir arzu
Oy sevmişem ben seni

Eklenme Tarihi : 14 Ağustos 2007 22:47 | Yazar : Muharrem Zeren | Yorum (0) yapıldı Toplam : 413 kez okundu | Kategori : Ahmed Arif
Sayfa 1 - 212»