ESERLERİ
YAZDIĞI / ŞİİRLERİ
- ✍️ Allah’ın Sadık Kulu
- ✍️ Aşk Ateşi İle Yanarım
- ✍️ Babası Ağlar Biçare
- ✍️ Çölde Döne Döne Pervane Oldum
- ✍️ Dedim Kardeş Zaman Nasıl
- ✍️ Dünya Bir Aşure Çorbası
- ✍️ Eğer Katre İsen Yetiş Deryaya
- ✍️ Ezrail Çorbaya Girdi
- ✍️ Gelin Hep Beraber Kardeş Olalım
- ✍️ Gerçek Muhabbeti Beni Pişirdi
- ✍️ Gerçeklerin Yuvasıdır
- ✍️ Güzelim Dinle Metnin Edeyim
- ✍️ Hakikat Babını Nedene Açsam
- ✍️ Hakikat Babını Nedene Açsam
- ✍️ Hakikattan Haber Versem
- ✍️ Hasret Ateşine Yanıp Yakılan
- ✍️ Hayırsız evlat kör evlat
- ✍️ Hırsa Yoldaş Olan
- ✍️ Horasan’da Bir Er Geldi
- ✍️ Hoş Yar İle Vardır (Gönül)
- ✍️ İnsan Azdı Kuduz Oldu
- ✍️ Kayseri Vilayet Sarız Kazamdır
- ✍️ Mecnun Gibi Düştüm Çöle
- ✍️ Ne Kadar Nasihat Etsen Kötüye
- ✍️ Osmaniye Yeşil Fıstık Tarlası
- ✍️ Pamuk Tarlasına Uğradı Yolum
- ✍️ Sana Misafir Geldim Osmaniye
- ✍️ Seni Göresim Geldi
- ✍️ Sizlere Bir Sözüm Vardır
- ✍️ Şu Dünyaya Geldim Çekerim Çile
- ✍️ Yuvası Dağılmış Anneler Ağlar
VİDEO KLİPLER
Bu sanatçı için henüz klip işaretlenmemiş.
ALBÜMLERİ
Âşık Derdiderya (1929 – …)
Asıl adı Ali Şahin olan Âşık Derdiderya, 1929 yılında Kayseri’nin Sarız ilçesine bağlı Büyükörtülü köyünde doğmuştur. Eğitimini dışarıdan tamamlayarak ortaokul mezunu olan Şahin, hayatının büyük bölümünü sağlık personeli (laborant) olarak Adana, Osmaniye ve çevre illerdeki devlet hastanelerinde hizmet vererek geçirmiştir. 1978 yılında emekli olduktan sonra da mesleğini ve sanatını Osmaniye’de sürdürmüştür.
Kırık Sazdan İlahi Kıvılcıma
Derdiderya’nın âşıklık yolculuğu, 12 yaşında gördüğü bir rüya ile başlar. Rüyasında ak sakallı bir dervişin elinden bir bardak çay ve bir dilim peynir almasıyla içine sanat ateşi düşer. İmkânsızlıklar içinde, kırık bir sazı telefon kablolarından çıkardığı telleri takarak çalmaya başlamış; ne bir ustası olmuş ne de bir elden bade içmiştir. Kendi kendini yetiştiren, doğuştan gelen bir yeteneğin temsilcisidir.
Mahlasın Hikâyesi: Kavanozdaki Balık
Ona “Derdiderya” dedirten olay, mesleği ile sanatı arasındaki o ince çizgide gizlidir. 1955 yılında, Adana Devlet Hastanesi’nde çalışırken Seyhan Nehri kıyısında hamilelik testleri için kurbağa topladığı sırada kavanozuna bir balık girer. O an, kavanozdaki suyun deryayı, balığın ise kendisini temsil ettiğini hisseder. O günden sonra şiirlerinde Derdiderya mahlasını kullanmaya başlar.
Sanatı ve Üslubu
Adana âşıklık geleneği içerisinde Karacaoğlan ve Dadaloğlu çığırından beslenen ozan; sade, yalın ve içten bir dil kullanır. Şiirlerini genellikle 11’li ve 8’li hece ölçüsüyle kaleme alır. Onun sanatında tabiat, maddi aşkın bir dekoru gibidir; ancak şiirleri ilerledikçe bu maddi aşk, tasavvufi bir derinlik kazanarak ilahi bir boyuta evrilir.
Toplumsal Duyarlılık ve Öğütler
Derdiderya, sadece sevda ozanı değil, aynı zamanda toplumun aksayan yönlerini bir ahlakçı gözüyle eleştiren bir taşlama ustasıdır. Halkı uyarmak, doğruluğa sevk etmek ve geleneksel değerleri korumak için “öğütleme” türünde güçlü eserler vermiştir. “On sekiz bin alemi” deryanın içinde gören arifane bir bakış açısına sahiptir.