Aşık Veysel, Cumhuriyet'in 10. yılında yazdığı destanı Atatürk'e okumak için yollara düştü.
Aşık Veysel'in Atatürk'ü Görme Çabası
Bir Düşle Başlayan Yolculuk
1933 yılıydı. Cumhuriyet'in 10. yılı kutlanıyordu. Sivas'ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde yaşayan Aşık Veysel Şatıroğlu, bu büyük coşkuya kayıtsız kalamadı. O yıl, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 10. yılı anısına "Cumhuriyet Destanı" adlı uzun bir şiir yazdı. Amacı, bu destanı bizzat Atatürk'e okumaktı.
Veysel o sırada 39 yaşındaydı. Gözlerini 7 yaşında kaybetmişti. Ama bu, Ankara'ya gitme kararına mani değildi.
Sivrialan'dan Ankara'ya Yürüyüş
Aşık Veysel, eline sazını aldı ve yola çıktı. Sivrialan'dan Ankara'ya kadar yürüdü. Bu yolculuk yaklaşık üç ay sürdü. (Anadolu Erenleri Serisi - Aşık Veysel, s. 115-118)
Ankara'ya ulaştığında ise büyük bir engelle karşılaştı. O dönem şehre girişler kontrol altındaydı. Veysel, Ankara'ya alınmadı. Kılık kıyafeti, hali ve tavrı nedeniyle şehre girişine izin verilmedi.
45 Günlük Bekleyiş
Ancak Veysel pes etmedi. Ankara'nın dışında, şehre giriş yapamadığı noktada beklemeye başladı. Tam 45 gün boyunca Atatürk'ü görebilmek umuduyla orada durdu. (Anadolu Erenleri Serisi - Aşık Veysel, s. 115-118)
45 gün. Sadece bekledi. Dönmedi.
Cumhuriyet Destanı
Veysel'in yazdığı Cumhuriyet Destanı, Atatürk'e ve Cumhuriyet'e olan hayranlığını dizelere döktüğü bir başyapıttır. İşte destanın tam metni:
Kurtardı vatanı düşmanımızdan
Canını bu yolda eyledi feda
Biz dahi geçelim öz canımızdan
Sinesini hedef etti düşmana
Ölmüşken vatanı getirdi cana
Çekti kılıcını çıktı meydana
Gören ibret aldı meydanımızdan
Çekildi sancaklar dayanmaz canlar
Şarktan garba gitti Türk'teki şanlar
O kadar paşalar o zabitanlar
Ayrılmadı asla sağ yanımızdan
Dumlupınar Sandıklı'nın cephesi
Dağları yıkıyor topların sesi
Kahraman askerin hücum etmesi
Cihan sele gitti al kanımızdan
Kaçırdık düşmanı bulunmaz izi
Bir hücumda geçti öte denizi
Siyanet ettiler askerimizi
Vatan memnun kaldı zabitanımızdan
Şeyh Sait de yüzün tuttu isyana
Milletini hor baktırdı vatana
Fakir fukarayı boyadı kana
Öyle şeyhler çoktur külhanımızdan
Çağırdım Şeyh Said sağır mı diye
Başında sarığı değir mi diye
Tarttılar şeyhleri ağır mı diye
Haberin doğrulttun urganımızdan
Şeriatı düşündüler şerciler
Birtakım millete fesat verdiler
Her biri bir yerde hep geberdiler
Onlar kurtulmadı toplarımızdan
Aklı başınd'olan düşünür bunu
Şeriatçı oldu tüketen onu
Dağda belde fukaraya soygunu
Veren onlar idi vatanımızdan
Menemen mes(e)lesi geldi meydana
Orda birkaçları uydu şeytana
Mehdi diye kendi kendin urgana
Taktı kurtulmadı darlarımızdan
Gazi Paşa Haziretli bir kişi
Ne kadar cesaret tuttu bu işi
Sarmıştı vatanı düşman ateşi
Esirgedi bizi ziyanımızdan
İddiacı Türkiye'nin insanı
Çalışmakla kazandık biz vatanı
Aç kurt gibi parçaladık düşmanı
Şecaat görünce aslanımızdan
Kurtardık vatanı bu belalardan
Tiren hattı küşat ettik her yerden
Terrakk'etti mektebimiz hep birden
Teşekkür kazandık müşranımızdan
Hükümet de milletini kayırdı
Bir af etti hapisleri koyverdi
Adaletle tebligatlar duyurdu
Çok şeref kazandık bayramımızdan
Türkiye'yi adalette yaşattı
Dağları deldirdi demir döşetti
Millete bir altın kemer kuşattı
Haşa nankör olman devranımızdan
Aşık Veysel bunu böyle söyledim
Benden de yadigar bu kalsın dedim
Sözlerim yalan mı dinle efendim
Kürrei arz doldu hep şanımızdan
İstanbul Radyosu ve Kaçan Fırsat
Aşık Veysel, 45 gün sonunda Ankara'dan ayrıldı. Bir süre sonra İstanbul Radyosu'nda bir yayına katıldı. O dönem radyo, Anadolu'nun en ücra köşesine ulaşan tek kitlesel iletişim aracıydı.
Sesini duyanlardan biri de Mustafa Kemal Atatürk'tü. Atatürk, radyoda Veysel'in sesini duyunca etkilendi ve hemen emir verdi: "Bu aşığı bulun, getirin bana." (Anadolu Erenleri Serisi - Aşık Veysel, s. 52-55)
Ne yazık ki Veysel, yayını tamamladıktan sonra stüdyodan ayrılmıştı. Atatürk'ün emri, Veysel radyo binasında olmadığı için yerine getirilemedi. Aşık Veysel, bu kaçan fırsatı hayatı boyunca içinden atamadı.
Torununun Anlattıkları
Aşık Veysel'in torunu Halil Süzer, dedesinin bu yaşadıklarına çok içerlediğini ve Atatürk ile görüşemeden vefat ettiğini belirtir. (Anadolu Erenleri Serisi - Aşık Veysel, s. 52-55)
Unutulmayan Destan
Aşık Veysel, Atatürk'e okumak için yazdığı "Cumhuriyet Destanı"nı bir türlü okuyamadı. Ama bu destan, Veysel'in en önemli eserlerinden biri olarak kaldı. Bu hikaye, Aşık Veysel'in Cumhuriyet'e duyduğu inancı ve Atatürk'e olan hayranlığını gösterir. Görüşemedi ama sesi ulaştı.
Belgeselden Dinleyelim
Bu yazıda anlattığımız Aşık Veysel'in Atatürk'ü görme çabasını, onun hayatını ve sanatını daha yakından tanımak için bu belgeseli izleyebilirsiniz.